![]() | Terreform on Ecology Degin Eco-futurist architect Mitchell Joachim of Terreform talks about growing buildings and living treehouse designs |
![]() | Dj Aligator&Heidi Degin-Close to youBY DJ.DRAGON Sper sa va placa |
![]() | Mustafa Kemal Atatürk ve Sonsuza Degin... Isık ve Sevgiyle... İlhan İrem'in eşsiz yorumuyla... Sonsuza Degin(1989-''Uçun Kuşlar Uçun'' Albümünden) soz ve muzik: İlhan İREM Bas rol: Mustafa Kemal Atatürk |
![]() | 2. modyfy degin 2. modyfy degin |
![]() | Microsoft Expression degin Descripcion de interfaz de Expression desing |
![]() | Fatih Dur - Seyreyle Güzel Kudreti Fatih Dur - Seyreyle Güzel Kudreti ilahi Söz: Seyreyle Güzel Kudreti Mevla Neler Eyler Seyreyle güzel Kudret-i Mevlâ neler eyler Allah'a sığın, Adl-i Taalâ neler eyler Canan'a gönül vereli ben candan usandım Hem düşeliden derdime dermandan usandım Suları şikest, meyleri kalp Hazreti Hak'tan Bir ane değin ettiğim isyandan usandım Meyl eylemesem gayrisine tevbeler olsun Bu ane değin ettiğin isyandan usandım Pervane gibi yanmağı ister deli gönlüm Her şam-u seher ah ile efgandan usandım Kalmadı firak giryesine sonra mecalim Vuslat dilerem Yâr'ime hicrandan usandım Işk ile enes oldı gönül geçdi sivadan Ben sohbet-i nas ülfet-i yârandan usandım Çün zerre vefa bulmadım ihvan-ı zemandan Şol yüzleri dost özleri düşmandan usandım Vird edeyim İsmi'n hemen Hayret-i Hakk'ın Kesret ile ünsiyet-i insandan usandım Şikest: Kırılmış, kırık, kırma, kırılma, yenilmiş, mağlubiyet Mey: Şarap, bâde, hamr Şam: Akşam Girye: Ağlama, gözyaşı dökme Firak: Ayrılık Vuslat: Kavuşma, buluşma Hicran: İç acısı, ayrılık, keder Enes: Ünsiyet, tutkun, bağlı, Siva: Masiva, başka, gayri, Sohbet-i nas: İnsanlarla sohbet Ülfet-i yârandan: Dost görüşmesi Kesret: Çokluk, sıklık, bir şeyin ekserisi ve muazzamı, bolluk |
![]() | refik başaran şen olasın ürgüp cemalim folk ankara kulübü sinan akyüz yusuf ziya yılmaz kasabalı mülazım mina sena sarı mehmet efe seymen bacı köyü güreş köyü polatlı temelli HAYATI :(1907-1947) Refik Başaran Ürgüp'e 18 kilometre uzaklıktaki Taşkınpaşa Köyü'nde dünyaya gelmiştir. Başaran'ın altı yedi yaşlarında müziğe ilgi duymaya başladığı sanılmakladır. Daha o yaşlarda elîne aldığı ağaç parçalarını göğsüne sürterek saz çalar gibi yapıp, türkü söylemeye başlamıştır. Refik Başaran köyünde 1915 yılında öğrenime açılan tek öğretmenli okulda 3 yıl okumuş ve buradan mezun olmuştur. Refik Başaran'ın torunu sanatkarın ilk bağlama çalması ile ilgili olarak şunları söylemiştir: "Refik Başaran henüz on beş yaşında iken abisi Fettah onun bağlama çalmayı öğrenip, ileride iyi bir sanatkar olmasını istemiş bunu gerçekleştirmek için Kırşehir'e giderek bir bağlama satın almıştır, daha sonra da Kayseri'nin yeşil Hisara bağlı Kavak Köyü'nden topal Hasan her öğreteceği Türkü için bir sarı lira almak şartı ile Refik Başaran'a bağlama dersleri vermeyi kabul etmiştir." Fettah topal Hasan'ın bu teklifini kabul edip, kardeşinin ondan ders almasını sağlamıştır. Fettah'ın Refik Başaran'ın ufkunu genişletmesinde etkisinin büyük olduğu söylenmektedir. Zira Fettah Sineson medresesini bitirmiş Kurtuluş savaşında ise subay olarak görev almış ileri görüşe sahip bir insanmış. Refik Başaran iki yıl boyunca tarlaya, bağa gitmediği zamanların dışında, 6 km.lik yolu yürüyerek ustasının yanına gitmiş ve ondan bağlama dersleri almıştır. Başaran bağlama tekniğini ilerletebilmek maksadıyla, Damsa'daki evinden kaçarak, köyün karşısındaki yazı dağın eteğindeki ine gidip, orada on iki gün boyunca katmıştır. 17 yaşına geldiğinde Fatma Başaran'la evlenmiştir. Fatma Başaran'ın kendisi gibi sanatçı bir ruha sahip olup onu desteklemesi, Refik Başaran'ın oldukça çok hoşuna gitmiş ve bu yolda belki de daha büyük ilerleme sağlamasına yol açmıştır. Refik Başaran askere gidinceye değin düğünlerde bağlama çalıp söylemiş ve bu yolla ünü İç Anadolu'da hızla yayılmıştır. Ününün yayılmasıyla kendisine yörenin dışından da teklifler gelmeye başlamış ve bu suretle değişik illeri ve yöreleri gezme şansına sahip olmuştur. Bu gezmelerin sanatçının bilgi ve sanatçı kişiliğinin gelişimindeki rolü büyük olmuştur. Askerliğini önce Kütahya ardından da Niğde'de yapmış ve bu şekilde askerliğini sona erdirmiştir. Askerliğini bitirdikten sonra Damsa'ya dönmüş ve düğünlerde bağlama çalmaya devam etmiştir. Kendi yaktığı türküleri okudukça İç Anadolu'da ünü, yayılmış ve herkes tarafından sevilen bir sanatkar haline gelmiştir. Sayın Gürbüz Sapmaz'ın sanatkara Atatürk tarafından "Başaran" soyadının verilmesiyle ilgili şu sözleri söylemiştir: "Ankara'da Hacer Buluş, Safiye Ayla gibi dönemin sevilen sanatkarların ın katıldığı, Atatürk için verilen bir konsere Refik Başaran'da çağırılmış, konser sonunda Ulu Önder sanatkarı çok beğenmiş, Başaran Soy ismini kendisine vermiştir" Refik Başaran, 1935 ile 1947 yılları arasında 200'e yakın türkü okumuştur. Ayrıca her gittiği yerde oradaki yaşadığı, gördüğü olaylarla ilgili türkü yakmıştır. Bu türkülerin çoğu plaklara okunmadığından dilden dile dolaşmış ve ancak bir kısmı günümüze değin ulaşılabilmiştir. Halen derlemeler devam etmektedir. Refik Başaran 1947 yılında Ankara'nın Ayaş ilçesinde ölmüştür. |
![]() | refik başaran AĞ GELİN (AĞA GELİN) ürgüp folk music real folk ankara kulübü AĞ GELİN AĞA GELİN UZUN HAVA TAŞ PLAK sinan akyüz yusuf ziya yılmaz kasabalı mülazım mina sena sarı mehmet efe seymen bacı köyü güreş köyü polatlı temelli ayaş başayaş kasaba sinanlı bereket şen olasın ürgüp taş plak (1907-1947) Refik Başaran Ürgüp'e 18 kilometre uzaklıktaki Taşkınpaşa Köyü'nde dünyaya gelmiştir. Başaran'ın altı yedi yaşlarında müziğe ilgi duymaya başladığı sanılmakladır. Daha o yaşlarda elîne aldığı ağaç parçalarını göğsüne sürterek saz çalar gibi yapıp, türkü söylemeye başlamıştır. Refik Başaran köyünde 1915 yılında öğrenime açılan tek öğretmenli okulda 3 yıl okumuş ve buradan mezun olmuştur. Refik Başaran'ın torunu sanatkarın ilk bağlama çalması ile ilgili olarak şunları söylemiştir: "Refik Başaran henüz on beş yaşında iken abisi Fettah onun bağlama çalmayı öğrenip, ileride iyi bir sanatkar olmasını istemiş bunu gerçekleştirmek için Kırşehir'e giderek bir bağlama satın almıştır, daha sonra da Kayseri'nin yeşil Hisara bağlı Kavak Köyü'nden topal Hasan her öğreteceği Türkü için bir sarı lira almak şartı ile Refik Başaran'a bağlama dersleri vermeyi kabul etmiştir." Fettah topal Hasan'ın bu teklifini kabul edip, kardeşinin ondan ders almasını sağlamıştır. Fettah'ın Refik Başaran'ın ufkunu genişletmesinde etkisinin büyük olduğu söylenmektedir. Zira Fettah Sineson medresesini bitirmiş Kurtuluş savaşında ise subay olarak görev almış ileri görüşe sahip bir insanmış. Refik Başaran iki yıl boyunca tarlaya, bağa gitmediği zamanların dışında, 6 km.lik yolu yürüyerek ustasının yanına gitmiş ve ondan bağlama dersleri almıştır. Başaran bağlama tekniğini ilerletebilmek maksadıyla, Damsa'daki evinden kaçarak, köyün karşısındaki yazı dağın eteğindeki ine gidip, orada on iki gün boyunca katmıştır. 17 yaşına geldiğinde Fatma Başaran'la evlenmiştir. Fatma Başaran'ın kendisi gibi sanatçı bir ruha sahip olup onu desteklemesi, Refik Başaran'ın oldukça çok hoşuna gitmiş ve bu yolda belki de daha büyük ilerleme sağlamasına yol açmıştır. Refik Başaran askere gidinceye değin düğünlerde bağlama çalıp söylemiş ve bu yolla ünü İç Anadolu'da hızla yayılmıştır. Ününün yayılmasıyla kendisine yörenin dışından da teklifler gelmeye başlamış ve bu suretle değişik illeri ve yöreleri gezme şansına sahip olmuştur. Bu gezmelerin sanatçının bilgi ve sanatçı kişiliğinin gelişimindeki rolü büyük olmuştur. Askerliğini önce Kütahya ardından da Niğde'de yapmış ve bu şekilde askerliğini sona erdirmiştir. Askerliğini bitirdikten sonra Damsa'ya dönmüş ve düğünlerde bağlama çalmaya devam etmiştir. Kendi yaktığı türküleri okudukça İç Anadolu'da ünü, yayılmış ve herkes tarafından sevilen bir sanatkar haline gelmiştir. Sayın Gürbüz Sapmaz'ın sanatkara Atatürk tarafından "Başaran" soyadının verilmesiyle ilgili şu sözleri söylemiştir: "Ankara'da Hacer Buluş, Safiye Ayla gibi dönemin sevilen sanatkarların ın katıldığı, Atatürk için verilen bir konsere Refik Başaran'da çağırılmış, konser sonunda Ulu Önder sanatkarı çok beğenmiş, Başaran Soy ismini kendisine vermiştir" Refik Başaran, 1935 ile 1947 yılları arasında 200'e yakın türkü okumuştur. Ayrıca her gittiği yerde oradaki yaşadığı, gördüğü olaylarla ilgili türkü yakmıştır. Bu türkülerin çoğu plaklara okunmadığından dilden dile dolaşmış ve ancak bir kısmı günümüze değin ulaşılabilmiştir. Halen derlemeler devam etmektedir. Refik Başaran 1947 yılında Ankara'nın Ayaş ilçesinde ölmüştür. |
![]() | refik başaran DAM BAŞINDA SARI ÇİÇEK ürgüp folk music real folk ankara kulübü sinan akyüz yusuf ziya yılmaz kasabalı mülazım mina sena sarı mehmet efe seymen bacı köyü güreş köyü polatlı temelli ayaş başayaş kasaba sinanlı bereket şen olasın ürgüp taş plak (more) (1907-1947) Refik Başaran Ürgüp'e 18 kilometre uzaklıktaki Taşkınpaşa Köyü'nde dünyaya gelmiştir. Başaran'ın altı yedi yaşlarında müziğe ilgi duymaya başladığı sanılmakladır. Daha o yaşlarda elîne aldığı ağaç parçalarını göğsüne sürterek saz çalar gibi yapıp, türkü söylemeye başlamıştır. Refik Başaran köyünde 1915 yılında öğrenime açılan tek öğretmenli okulda 3 yıl okumuş ve buradan mezun olmuştur. Refik Başaran'ın torunu sanatkarın ilk bağlama çalması ile ilgili olarak şunları söylemiştir: "Refik Başaran henüz on beş yaşında iken abisi Fettah onun bağlama çalmayı öğrenip, ileride iyi bir sanatkar olmasını istemiş bunu gerçekleştirmek için Kırşehir'e giderek bir bağlama satın almıştır, daha sonra da Kayseri'nin yeşil Hisara bağlı Kavak Köyü'nden topal Hasan her öğreteceği Türkü için bir sarı lira almak şartı ile Refik Başaran'a bağlama dersleri vermeyi kabul etmiştir." Fettah topal Hasan'ın bu teklifini kabul edip, kardeşinin ondan ders almasını sağlamıştır. Fettah'ın Refik Başaran'ın ufkunu genişletmesinde etkisinin büyük olduğu söylenmektedir. Zira Fettah Sineson medresesini bitirmiş Kurtuluş savaşında ise subay olarak görev almış ileri görüşe sahip bir insanmış. Refik Başaran iki yıl boyunca tarlaya, bağa gitmediği zamanların dışında, 6 km.lik yolu yürüyerek ustasının yanına gitmiş ve ondan bağlama dersleri almıştır. Başaran bağlama tekniğini ilerletebilmek maksadıyla, Damsa'daki evinden kaçarak, köyün karşısındaki yazı dağın eteğindeki ine gidip, orada on iki gün boyunca katmıştır. 17 yaşına geldiğinde Fatma Başaran'la evlenmiştir. Fatma Başaran'ın kendisi gibi sanatçı bir ruha sahip olup onu desteklemesi, Refik Başaran'ın oldukça çok hoşuna gitmiş ve bu yolda belki de daha büyük ilerleme sağlamasına yol açmıştır. Refik Başaran askere gidinceye değin düğünlerde bağlama çalıp söylemiş ve bu yolla ünü İç Anadolu'da hızla yayılmıştır. Ününün yayılmasıyla kendisine yörenin dışından da teklifler gelmeye başlamış ve bu suretle değişik illeri ve yöreleri gezme şansına sahip olmuştur. Bu gezmelerin sanatçının bilgi ve sanatçı kişiliğinin gelişimindeki rolü büyük olmuştur. Askerliğini önce Kütahya ardından da Niğde'de yapmış ve bu şekilde askerliğini sona erdirmiştir. Askerliğini bitirdikten sonra Damsa'ya dönmüş ve düğünlerde bağlama çalmaya devam etmiştir. Kendi yaktığı türküleri okudukça İç Anadolu'da ünü, yayılmış ve herkes tarafından sevilen bir sanatkar haline gelmiştir. Sayın Gürbüz Sapmaz'ın sanatkara Atatürk tarafından "Başaran" soyadının verilmesiyle ilgili şu sözleri söylemiştir: "Ankara'da Hacer Buluş, Safiye Ayla gibi dönemin sevilen sanatkarların ın katıldığı, Atatürk için verilen bir konsere Refik Başaran'da çağırılmış, konser sonunda Ulu Önder sanatkarı çok beğenmiş, Başaran Soy ismini kendisine vermiştir" Refik Başaran, 1935 ile 1947 yılları arasında 200'e yakın türkü okumuştur. Ayrıca her gittiği yerde oradaki yaşadığı, gördüğü olaylarla ilgili türkü yakmıştır. Bu türkülerin çoğu plaklara okunmadığından dilden dile dolaşmış ve ancak bir kısmı günümüze değin ulaşılabilmiştir. Halen derlemeler devam etmektedir. Refik Başaran 1947 yılında Ankara'nın Ayaş ilçesinde ölmüştür. |
![]() | BABA KARTAL CÜNEYT ARKIN Bölüm 1 / 8 Baba Kartal - 400 e yakın Cüneyt Arkın filmlerinden biri. BABA KARTAL , Cüneyt Arkin'in bizzat kendisinin yonetmenligini ustendigi ve kariyerinin ileriki doneminde Cetin Inancla baslayacak yeni tarzi oncesinde bir gecis devri niteligi tasiyan calismasidir. Kartal ve cocuklari agalik duzeninin getirdigi insanlarin somurulmesi olgusuna karsi dimdik ayakta kalabilmek icin koylerini terkeder.Yeni sehir beraberinde yeni umutlar tasir tipki kucuk ömerin dedigi gibi "artik okula gitmek icin kilometrelerce yurumesi gerekmeyecektir"Ancak o gune degin sadece ciftcilik yaparak ekmegini kazanmis bir insan icin buyuk sehir buyuk bir cehennemdir.Kuyruk dolusu insanlarin tek bir tuvaleti kullandigi isik gormeyen odalarin oldugu bir batakhaneye yerlesmek zorunda kalirlar.Oysaki insan yasadigi sartlar ne olursa olsun icinde bulundugu yeri aydinlatabilecek cennete cevirecek tek degerdir. |
![]() | BABA KARTAL CÜNEYT ARKIN Bölüm 2 / 8 Baba Kartal - 400 e yakın Cüneyt Arkın filmlerinden biri. BABA KARTAL , Cüneyt Arkin'in bizzat kendisinin yonetmenligini ustendigi ve kariyerinin ileriki doneminde Cetin Inancla baslayacak yeni tarzi oncesinde bir gecis devri niteligi tasiyan calismasidir. Kartal ve cocuklari agalik duzeninin getirdigi insanlarin somurulmesi olgusuna karsi dimdik ayakta kalabilmek icin koylerini terkeder.Yeni sehir beraberinde yeni umutlar tasir tipki kucuk ömerin dedigi gibi "artik okula gitmek icin kilometrelerce yurumesi gerekmeyecektir"Ancak o gune degin sadece ciftcilik yaparak ekmegini kazanmis bir insan icin buyuk sehir buyuk bir cehennemdir.Kuyruk dolusu insanlarin tek bir tuvaleti kullandigi isik gormeyen odalarin oldugu bir batakhaneye yerlesmek zorunda kalirlar.Oysaki insan yasadigi sartlar ne olursa olsun icinde bulundugu yeri aydinlatabilecek cennete cevirecek tek degerdir. |
![]() | Hüseyin Albayrak - Ali Rıza Albayrak - Ey Zahid Hüseyin Albayrak Ali Rıza Albayrak Dem Bu Dem [1/4] EY ZAHİD Ey Zahid Sen Bizi Sanma Günahkar Günahımız Yoktur Sevabımız Var Gördüğümüz Demi Hoş Görür Settar Bu Sırra Kuran'la Cevabımız Var Haktan Bize Her Dem Hidayet Olur Muhammed Ali'den İnayet Olur Saz Çalsak Allah'a İbadet Olur Davud Peygamber'den Rebabımız Var Bu Ana Değin Ta Kalü Bela'dan Haberimiz Vardır Her Maceradan Harabi'ye İhsan Olmuş Huda'dan Okuyoruz İşte Kitabımız Var Söz: Harabî Müzik: Hasan Albayrak Hasan Albayrak: Vokal, Bağlama Ali Rıza Albayrak: Vokal, Bağlama Cümle vücud içre baktı. Zatından zatına muhabbet eyledi. Aşka geldi. Ol dem nefesinden nefes verdi... Sual olunmadı: "Buğday mı nefes mi?" diye. Evvel ahir nefesindi... Nefes alındı; la mekandan mekana gelindi. Nefes verildi, alındı, verildi... dembedem... Çünkü her dem bu demdir, dem bu dem. İlk alınandır nefes. Her dem alınıp verilendir nefes. Son verilendir nefes. İlk an, son an "bir nefes"... Hasan Albayrak |